İCRA VE İFLAS HUKUKU
İcra ve iflas hukuku (takip hukuku), mahkemelerce verilen kararların veya kanunun takip yetkisi tanıdığı alacakların (çek, senet, fatura vb.) devlet gücü yardımıyla tahsil edilmesini sağlayan alandır. Haklı olmak tek başına yeterli değildir; bu hakkın fiilen elde edilmesi icra hukuku sayesinde mümkün olur. “İlamsız takip” yoluyla doğrudan icra dairesine gidilebileceği gibi, bir mahkeme ilamına dayanan “ilamlı takip” ile de borcun ifası istenebilir.
İcra süreci sadece borçlunun mallarına haciz konulması ve satılması demek değildir. Borçluya gönderilen ödeme emrine itiraz süreçleri, itirazın iptali veya kaldırılması davaları, bu alanın en yoğun işleyen hukuki süreçleridir. Borçlunun mal kaçırma girişimlerine karşı “ihtiyati haciz” ve “tasarrufun iptali davaları”, alacaklının haklarını koruyan kritik araçlardır. Öte yandan, haksız yere icra takibine maruz kalan kişiler için “menfi tespit davası” (borçlu olmadığının tespiti) bir sığınaktır.
İflas hukuku ise, genellikle tacirler için söz konusu olan ve borçlunun tüm mal varlığının tasfiye edilerek tüm alacaklıların tatmin edilmesini amaçlayan toplu bir takip yoludur. Ekonomik sıkıntı içindeki şirketlerin tamamen yok olmasını engellemek için öngörülen “konkordato” kurumu, hem borçluya nefes aldırmayı hem de alacaklıların asgari düzeyde de olsa haklarına kavuşmasını hedefler. İcra ve iflas hukuku, şekli kuralların ve sürelerin (7 gün, 5 gün gibi) en katı uygulandığı alandır. Bu süreçte yapılacak küçük bir usul hatası, alacağın tahsilini imkansız hale getirebilir veya haksız bir ödeme yükümlülüğü doğurabilir.
